05
Eki
08

taylan özgür’ün katili kim?

hale özgür kıyıcı – mustafa lütfi kıyıcı

01.10.2008 günlü milliyet gazetesinde ümran avcı imzası ile taylan özgür cinayeti ile ilgili yeni bir tanığın ortaya çıktığı haberi vardı.

tanık kadir akın; “taylan özgür’ün öldürülüşünü ben ve annem gördük. o yüzü hiç unutmadım. çünkü olay birkaç saniyelik değildi. taylan özgür’ün üzerinde kırmızı bir tişört vardı. yenikapı’ya inen mithat paşa caddesi’ne girdiğini gördüm. arkasından eli silahlı koşan adamı da gördüm. taylan özgür dolmuş durağına kadar koştu. o, oradaki dolmuşa vurdu ve yere düştü, arkasından o silahla kovalayan kişi geldi. taylan yerde iken ve hareketsiz yatarken tek el ateş etti.” [diyordu.]

yanlışlıklar:

a) taylan özgür’ün üzerinde tişört değil, odtü basket takımının kırmızı atleti vardır. tişört ve forma şeklindeki atlet farklıdır.

b) “taylan özgür, dolmuşa vurarak yere düştü (…) taylan yerde hareketsiz yatarken tek el ateş etti.” [oysa], taylan’a hedef gözeterek arkadan ateş edildi.

bu açıklamaya dikkatinizi çekerek başka bir tanığın olaydan hemen sonraki tanıklıklarını aktarmak gerekiyor.

nimet oral ‘ın 25 eylül 1969 günlü akşam gazetesinin 7.sayfasındaki anlatılarına geçelim. haberi yazan bilgin şentay isimli gazeteci, haberine ”taylan özgür’ün öldürülüşüne, evinin olay yerine bakan penceresinden bir filim seyreder gibi tanık olan oral ailesinin evindeydik.” diye başlıyor.

nimet oral’ın anlatımı şöyle:

“öğleye yakın, tahminen 12–13 arasında kalabalığın gürültüsünü andırır bir sesle, yanımda kız kardeşim kıymet elbaşı ile beraber caddeye bakan bu odaya koştuk. beyazıt meydanının bu tarafa bakan ağzında bir kaynaşma vardı. birden, üzerinde atlet bulunan ve bu gün taylan özgür olduğunu öğrendiğim atletik yapılı bir gencin yıldırım hızıyla yokuştan aşağı koştuğunu gördüm. çok hızlı koşuyordu. gencin on metre kadar gerisinde elinde tabanca önde koşan gence yetişmeye çalışan bir kişi daha koşuyordu. (…) tam apartmanın önünde, aradaki mesafe yine on metre kadardı. arkadaki adamın elindeki silahı ateşlediğini gördüm. genç, aynı anda köşedeki dolmuş için bekleyen arabanın üzerine çarparcasına kapandı. yıkılır gibi geri döndü, kıvrıldı. kaldı olduğu yerde… bir silah sesi daha duyuldu. genç böğrünü tutarak yerde hareketsiz kaldı.”

gazeteci soruyor : “ilk atış arkadan oldu değil mi?

cevap :”evet genç önde koşarken, zaten elindeki silahı nişan alır gibi ona doğrultmuş bir halde taylan’ın arkasından koşan adam hareket halindeyken ateşledi tabancasını.”

olayla ilgilenen ve talat turhan’a soru sorabilmek için tatilini yarıda kesip beşiktaş kaymakamlığının bahçe kısmında yapılan kitap tanıtımına gelen can ataklı’nın tanıklığı:

“(…) adının sonradan taylan özgür olduğunu öğrendiğimiz genç, beyazıt’ta yanında bir arkadaşıyla yürürken yanında duran siyah bir otomobilin içine yaka paça sokulmuştu. ancak bu genç otomobilin diğer kapısından fırlayıp kaçmaya başlamıştı. kaçarken üzerindeki gömlekte sıyrılmış, kırmızı renkli bir atletle kalmıştı. bu sırada bir el silah sesi duyuldu. genç olduğu yere yığıldı. (23.09.2000.sabah gazetesi)

yani,

a) taylan’ın üzerinde tişört yok,

b) taylan düştükten ve hareketsiz kaldıktan sonra vurulmuyor.

taylan özgür’ün katledilişinin ertesi günü bu tanıklıkları anlatan nimet oral’ın ifadesi ile olaydan 39 yıl sonra ortaya çıkıp tanıklıklarını anlatan kadir akın’ın anlattıkları, ayrıntılarda farklılıklar gösteriyor. “gerçek ayrıntıda gizlidir” sözünü belleğimize kazıyıp nimet oral’ın “beni çileden çıkaran işte bundan sonraydı” dediği, şu gözlemini de yeniden buraya alalım.

”genç yerde iken 30–40 kadar toplum polisi çıktı marmara sinemasının arkasından… inanmayacaksınız ama köşede meydana gelenleri gördükleri halde silahını cebine yerleştirip oradan uzaklaşan adama aldırış bile etmediler.”

kadir akın ile konuşan gazeteci ümran avcı, talat turhan’a da soruyor, o da cevaben, [şöyle diyor]:

“kadirin babası bana üsteğmen meselesini 1977 yılında hapishaneden çıktıktan sonra, sarhoşken anlattı. bu bir duyumdur bunun hiçbir değeri yoktur. (…) madem kadir o kişinin adını da vermiş, onun söylediği şeyler geçerlidir.”

talat turhan 1924 doğumlu. bugün 84 yaşında. eski feraseti de, iddiacılığı da birden yok olmuş. mesela başka şeyler yanında 1977 yılında hapishaneden çıktıktan sonra diyebiliyor. talat turhan bomba davasından dolayı tutuklu olarak 1972–1974 yılı arasında kalmıştır. 1977 yılı değil. zihinde karışıklık var. mazurdur. kimlik bilgilerinde bu ayrıntı kitaplarında ve internette vardır.

şimdi talat turhan’ın şimdiye kadar yazdıklarına, söylediklerine bakalım:

çeteleşme kitabının piyasaya verildiği günlerde, talat turhan’ın cağaloğlu’da, gazeteciler cemiyetinde basın açıklaması yapacağını halil nebiler’in haber vermesi üzerine arkadaşlarla birlikte oraya gittik. orada “devlet cinayet işlemiştir. taylan özgür’ü vuran bir üsteğmendir. şu anda üst düzey bir generaldir.” dedi. adını tüm ısrarlara rağmen söyletemedik. bununla ilgili dosyayı içişleri bakanı olduğu dönemde hasan fehmi güneş’e verdiğini, verdiği sırada odada [deniz] baykal, uğur mumcu, ertuğrul günay’ın da olduğunu söyledi.

birinci anlatımı:

yeni çıkan çeteleşme kitabını okuduğumuzda 243- 244. sayfalarında şu satırlarla karşılaştık:

“(…) cia, 2. dünya savaşından sonra kurulmuş ve gestapo deneyimlerinden büyük ölçüde etkilenmiş bir istihbarat örgütü olduğu için, kirli işler bölümü, 40 yıldan bu yana cinayet işleyerek 3 milyon kişiyi öldürmüş, 54 milyon kişiyi sakat bırakmıştır. cia ile işbirliği halinde olan istihbarat örgütlerinin de aynı yöntemi benimsedikleri kuşkusuzdur.”

dedikten sonra, [şöyle devam etmişti]:

“somut bir örnekle sözlerime son vermek istiyorum. atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği türk gençliğine ilk kurşun, benim saptamalarıma göre, 23 eylül 1969 tarihinde taylan özgür’e biri polis, biri subay olmak üzere iki kişi tarafından atılmıştır. yani devlet cinayet işlemiştir. kuşkusuz olayın tüm kanıtlarını benim bulmamı kimse benden bekleyemez. içişleri bakanı olduğunda h. fehmi güneş’e bu polis ve subayın adını bildirdim. bu noktadan sonra kanıt işinin devlete ait olması gerekirdi. güneş’in içişleri bakanlığı döneminde bile, “devlet üzerindeki devlet” aşılamadığı için, o dönemin ilk cinayeti, gizini hala korumaktadır. ancak ne yazık ki, o tarihte tetik çeken subay daha üst rütbelere ulaşmış, yetkilerle donatılmıştır.”
( mülkiyeliler birliği söyleşi ve konferansı – ankara, 5 aralık 1990. bu konuşma mülkiyeliler birliği dergisi’nin şubat 1991 tarihli 128. sayısında yayınlanmış)

ikinci anlatımı:

rafet ballı’nın, milliyet, 16 kasım 1990 günü, terör konusunda uzman olan emekli kurmay yarbay turhan’dan iddia: ”türk gladio’su, özel harp dairesi’dir” başlığı ile yayınlanan söyleşi.

soru: taylan özgür’ün öldürülmesi,1977 taksim’deki 1 mayıs katliamı (…) gibi olaylardan hep şüphe ile bahsedilir. sizin de bu konularda bilgi sahibi olduğunuz ileri sürülür. açıklama yapmak ister misiniz?

turhan: ben bu konularda bütün söyleyeceklerimi söyledim. (…) o yeraltı örgütünün yapacağı işler arasında adam öldürme de var. öldürülenin sağcı, solcu olması fark etmez. yeter ki cinayet bu örgütün amacına hizmet etsin. şimdi, devlet içindeki bir örgütün kuramında adam öldürme varsa ve ülkede siyasi cinayetler işleniyorsa, kuşkunun birinci odağı bu örgüttür.

soru: şüpheli olaylarla ilgili kime açıklama yaptınız?

turhan: chp hükümeti zamanında, başbakan ecevit’e iletilmek üzere 10 sayfalık bir rapor hazırladım. ayrıca olaylar hakkında etraflı bir şekilde baykal ve hasan fehmi güneş’e bilgi verdim.

soru: gereği yapıldı mı?

cevap: bu soruyu bana değil, kendilerine sorunuz.”

(çeteleşme, s.409)

üçüncü anlatımı:

“(…) hasan fehmi güneş içişleri bakanı olunca baykal’ın önerisi ile benimle görüşmek istedi. makam odasında, uğur mumcu da bulunduğu bir toplantı yaptık. (…) ben o toplantıda güneş’e terörün boyutlarını anlatırken örnek olarak taylan özgür cinayetinden söz ettim:

‘bakın ilk siyasi cinayet budur. benim saptadığım iki failin biri asker, diğeri polistir. bunlar ilmiğin ucu, çekerseniz düğümü çözersiniz’ dedim. isimleri de bakan’a verdim.”

“bu isimleri saptamam tamamen tesadüftür. cinayetin işlendiği yerde bir tanıdığım oturuyordu. o, cinayete tanık olmuş. üstelik tetiği çeken üsteğmeni daha önceden tanıyormuş. bir süre sonra ona bu cinayeti itiraf ettirmiş. daha sonra da ikinci ismi söyletmiş. ben f.a.’yı mahkemede tanıklığa ikna etmiştim. iktidar bastırsa belki çözmek mümkün olacaktı hatta ‘devlet içindeki devlet’ o aşamada açığa çıkabilecekti. olmadı. ( …)

“taylan özgür’ün katillerinin ismini neden açıklamadığını sordum (…) türkiye’de bu ismi bir tek kişiye açıklarım.”dedi: mit başkanı’na… baş başa bir görüşmede… sırf kayıtlara girsin diye… yoksa sonuç çıkması zaten mümkün değil…” turhan’a “ peki üsteğmeni daha sonra izlediniz mi? “ diye sordum. “izledim tabii” dedi. “yükseleceği kadar yükseldi.”

(12.10.2000. can dündar. bir kontrgerilla klasiği)

bütün bu yazılı açıklamalardan sonra talat turhan eğer, ”kadir’in babası bana üsteğmen meselesini 1977 yılında hapishaneden çıktıktan sonra, sarhoşken anlattı. bu bir duyumdur hiçbir değeri yoktur.” diyebiliyorsa bunu yaşlılığına, korumasızlığına vermek lüksüne sahip değiliz.

kadir akın doğru söylemiyor. olayı bile doğru anlatamıyor. babası üsteğmeni tanıdığını hatta ikinci şahsı da üsteğmene itiraf ettiriyor. kadir akın birilerini koruyor.

birileri bizi saf zannediyor. yanılıyorlar.

hale özgür kıyıcı-mustafa lütfi kıyıcı


0 Responses to “taylan özgür’ün katili kim?”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


kategoriler

arşiv


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: